yol arkadaşım, gördün mü ..?

Pazar, Temmuz 15, 2012

kayıplar yaşamaya başlayınca, ‘ay’lardan hıncını alamadığını fark ediyor insan.. hangi birinden nefret edeyim ? mayısları sevmem, doğru. bir süredir de şubatlarla problemim var. şimdi de temmuz.. ben en iyisi sevdiklerimi kaybettiğim zamanlarla uğraşmayı bırakayım, evet. sadece ölüm mü peki? hayır !  ‘uzlaşırsam namerdim ateşe verseler’ diyerek hayatımda ki sesini kıstığım eskiden/halen sevdiklerimi kaybettiğim zamanları da dahil etmem gerek.

ama şu sıra  ölüm yüzünden kaybettiklerimle hayli  problemim var. onlarla yeterince zaman geçiremediğim için, sıkıca sarılamadığım için, mücadelenin ortasında durdukları için, cümlelerimi söyleyemediğim için öfkeliyim, işin özü çaresizim. belki kimisi canımın yarısı olduğu, belki kimisi hayatımda gördüğüm en mücadeleci, en güçlü, en iyi, en orjinal, en vicdanlı, en sevgi dolu insanlardan olduğu için. ne bileyim?  her ne içinse işte.  gitmelerini istemedim.

benim büyük büyük kavgalarım yoktur hayatla, çok yüksek seslerim, fırtınalarım filan yoktur. sevdiklerimi kaybetmeyi sevmiyorum -kim sever ki :s-yani sevmiyorum derken, baş etme mekanizmalarım duruyor. kalabalık bir trafiğin ortasında ‘stop eden’ (!) arabalar gibi oluyorum. toparlanmak, yeniden hareket etmek, yeniden yola devam etmek zorlaşıyor benim için.

ikincil kazançları da sevmem, ilgi çekmek için bütün negatif yönlerini sergilemem hayatımın ve sesimi duyurmak için bağırmam.

ve kabul olmayan çok az duam vardır benim. kabul olmadıysa tevekkül ederim, hayırlısı buymuş derim. dualarımı çok içten ettiğim için, ‘neden kabul olmasın ki, demek hayırlısı buymuş’ diye düşünürüm, avunurum.

bütün yazdıklarımı gözden geçirince.. avunuyorum.

tırnaklarımı kısacık kesip, kahküllerimin arkasına saklanıp, hunharca örgü örüp, yeni ve saçma yemekler deneyip sonra hepsini mideye indirip, temizlik yapıp, bütün zararımı kendime ödettiğim günler içerisindeyim yine a dostlar. çaresizce etrafıma bakıp, gerçek olan ama benim ‘gerçek olmasın lütfen’ diye diye gözlerimi açıp açıp kapadığım ‘şey’lerin ortasına düştüğüm zamanlardan birindeyim.

sessizce durayım bu köşede, soluklanayım. sonra bir iki güne döneceğim söz ! şimdi gidip patates püresi yapayım bari. kişisel tarihimin tartıda gördüğü en yüksek kiloda olmamın şerefine, bunu hak ettim bence.

gitmeden önce, içimden sürekli konuşup durduğum Gül teyzeme iki çift sözüm var, yazacak. Gül teyzem ben sana küsüm aslında, haberin yok. sana gücendim ben. gitmeni, durmanı istemedim çünkü. o dünyanın bütün gücünü, samimiyetini, mutluluğunu  içine sığdırabildiğin kalbin uyusun istemedim. daha çok vakit geçirmeyi isterdim seninle. sadece aynı yolda farklı zamanlarda yürüdüğümüz için böyle üzgünüm sanma, sakın! seni çok sevdiğim için. gerçekten şuncacık vakitte bana çok şey kattığın, beni derinden etkilediğin için, gücün için hayranım sana. kızın için sabır dilemek ve senin huzurlu olman için dua etmekten başka bir şey yapmıyorum şu sıra. canın sıkılırsa büyük babamı bul mutlaka, o her türlü iskambil oyununu layıkıyla oynar. birbirinizi çok seveceğinize eminim.

ara sıra bana uğra olur mu, özlerim ben.  güzel kadın, hep huzurlu olmanı diliyorum. iyi ki var’s’ın !

te veo.

Comments are closed.