turuncu’dan matruşka detaylı balkon dekorasyonu ;)

Pazar, Mayıs 27, 2012

Matruşkalara oldum olası bayılırım!  hem uğurlu olduklarına inanıyorum hem de benim hayatım için çok önemli anlamları var.. evimi düzenlerken 5 farklı boyda pembe matruşkalar almıştım ve yaklaşık 4 metre matruşka desenli kumaş.. eşimin evlenmeden önce ki evinde çalışma odasında kullandığı iki tane katlanır yuvarlak koltuğu vardı. onları nasıl değerlendirsek diye düşünürken aklıma bir fikir geldi.. annem ve canım Filiz teyzemin katkılarıyla hayata geçirdik.. öncelikle koltuklara matruşka desenli kumaştan kılıflar dikildik, koltuklara uygun olarak balkonda kullandığımız sehpa üzerine de (ki kendisi de eşimin eski çalışma odasındandır :)) pembe puantiyeli kumaştan masa örtüsü diktik :) matruşkalar da pencere önünde yerini alınca böyle bir görüntü çıktı ortaya :)

iç içe bir dünya: matruşkalar :)

bir de son yıllarda hızla moda olan fenerler var.. ben renklilerini balkon, beyazlarını da ev dekorasyonunda kullandım :) fenerler ikea’dan.. üst resimde ki minik mumluğumun camı çatladı, tadile edilmek için bekliyor :) o nedenle altta ki resimde kendisine yer veremedik :)

renkli fenerler :)

 

balkonda vakit geçirmeyi ailecek çok seviyoruz. tabi ki işten güçten arta kalan o daracık vakitlerde oturabiliyoruz ancak, ama olsun ! :) balkonumuzda annecimin aldığı ferforje bisikletimiz ve yaseminlerimiz ve de minyatür bir ağacımız da var :) Devamını oku »

“her kedinin bir insanı vardır”, doğru ! :)

Pazar, Mayıs 27, 2012
bizim kedileri sahiplenmediğimiz, onların bizi sahiplendiği bir gerçek :) hele de iki kedi ile birlikte yaşıyorsanız onların kimi seçtiğini anlamak zor olmuyor!  mesela bizim evimiz için ben Pudra’nın insanıyken eşim Mocha’nın insanı :) ve biz sahiplerimizden hayli memnunuz :)
bence kedi mırıltısı dünyanın en harika seslerinden biri :) bir yerde okumuştum, kedimizi kucağımıza alıp sevdiğimizde kendisini annesinin kucağında hissediyormuş. sıpalar ya hep aracız biz onların gözünde :)
bugüne kadar bir sürü kedi tanıdım, her biri birbirinden farklı karakterdeydi.. ünivesitede bir kedimiz vardı mesela ismi Romeo’ydu, çok seçiciydi :) kendi halinde olmayı severdi ama ne zaman keyfimiz olmasa koşar kucağımıza atlar bize benim deyişimle ‘kedi terapisi’ uygulardı. sonraa eşimin evlenmeden önce vefat eden kedisi Piti var.. tartışmasız dünyanın en yakışıklı kedisiydi.. o da çok karizmatik bir kedikdi.. çok özlüyoruz O’nu, kızlarımızın abisini :(
bizim kızlar birbirlerinden oldukça farklılar. Mesela Pudra kıvrılarak uyumayı severken, Mocha uzanarak ve sarılarak uyumayı seviyor.. Pudra daha sosyalken Mocha hayli çekingen.. Mocha Pudra’ya göre daha obur :)
Pudra dolap üstlerine çıkmayı çok severken.. bakınız :

Pudra :)

 

Mocha koltuk kolçaklarında yatmaya bayılır.. bakınız :

Mocha :)

birbirlerinden farklılar ama dünya tatlısı ikisi de ! ♥

Coca-Cola 125. Yıl Seti ile dekorasyon filan :)

Pazartesi, Nisan 23, 2012

2012 yılbaşı için eşimle alışverişe çıktığımızda rastlamıştım bu retro şişelere.. şişeleri görür görmez vuruldum :) genel olarak cam ürünlere karşı bir zaafım var zaten, hele vazolar, şişeler ve kavanozlar benim için vazgeçilmez..

yaklaşık 5 yıldır coca-cola ve türevlerini tüketmeyen bir insan olarak tabi ki bu şişeleri alır almaz eşime içirmeye başladım :) bir günde hepsini bitirmek zorunda kaldı biriciğim ama n’apalım :)

Mutluluk dolu 125 yıl :)

öncelikle tam olarak nerede ve nasıl kullanacağıma karar veremedim..mutfağım genel olarak turuncu :) ama ahşap ekmekliğimde kırmızı tonları hakim ve dolayısı ile yanında seramik kırmızı kalpli bir vazo kullanıyorum.. acaba mutfak penceremin önüne mi koysam filan diye düşünürken, banyo da değerlendirmeye karar verdim :) Devamını oku »

the body shop :)

Cumartesi, Nisan 14, 2012

sevgilimin yılbaşında bana almış olduğu hediyeler arasında bulunan the body shop ürünlerine ilişkin düşüncelerimi paylaşmak istiyorum ne zamandır.. en azından artık neredeyse yarısına kadar kullanmış olduğum için fikirlerimi beyan edebilirim sanırım :)

the body shop ürünleriyle hali hazırda yaşadığım aşkı düşünürsek, tam anlamıyla objektif olabilir miyim işte onu bilemiyorum ama :)

makyaj ürünleri ile e vitamini ve c vitamini serilerini severek kullandığım the body shop ürünlerine bir de satsuma, lemon ve strawberry setleri eklendi.. üçüne de biriciğim sayesinde aynı anda sahip oldum :)

çilek kokusunun müptelası olduğum için ilk olarak tabi ki strawberry serisini denedim :) kokusu ve nemlendiriciliği kesinlikle çok kalıcı. bence strawberry body butter daha öncesinde kullanıyor olduğum victoria’s secret strawberries and champagne lotion’la yarışır :) Devamını oku »

ve Küçük Prens ekledi..

Cumartesi, Mart 24, 2012

“İnsanlar,” dedi küçük prens, “ne aradıklarını bilmeden hızlı trenlere doluşuyorlar. Endişe ve telaşla, aynı yerde dönüp duruyorlar.” Bir an durakladıktan sonra ekledi: “Çektikleri sıkıntıya değmez bu.”

Küçük Prens benim hayatımda öyle önemli bir yere sahip ki.. Hayatımın bütün güzel dönemlerinde, üzüntülerimde, sevinçlerimde.. hep benimleydi.

Yakın bir zamana kadar çok fazla bilinmiyordu aslında. Şimdilerde objelerde, dekorasyonda, takılarda, tokalarda, ayakkabılarda, her yerde..

İşin açıkçası benim için, yeni tanıştığım biri küçük prens ile benimle tanışmasından önce tanışmışsa daima ‘sevilebilecekler’ listesine ekleniyordu..  Bir de ‘ALF’ için öyle, ama o başka bir postun konusu :))

Hal böyle olunca küçük prens sevgim bendine sığmıyor taşıyor:) Daha evlenmemişken evimize alınan 2. hediyemiz bu şirin ötesi bardaklardı örneğin.. Canımıniçi teyzoşumun hediyesi.. {Evimizin ilk hediyesi de Filiz teyzemin aldığı turuncu üçlü prizdi, mutluluktan havalara uçmuştum :)))}

küçük prens temalı bardaklarımız :)

 

Sonraaaa.. Devamını oku »

hayat inan çok kısa, belki çıkmayız yaza ?!

Cuma, Mart 16, 2012

Temmuz Ağustos Eylül her mevsimde durma gül
Hayat inan çok kısa belki çıkmayız yaza
Boşvermişim boşvermişim boşvermişim dünyaya
Ağlamak istemiyorsan sen de boşver dünyaya

Ahmet Mehmet Süreyya hepsi boş hepsi hülya
Bir gün hayat bitecek dersin görmüşüm rüya
Boşvermişim boşvermişim boşvermişim dünyaya
Ağlamak istemiyorsan sen de boşver dünyaya

Aldatırlar aç gözünü unut artık geçmiş dünü
Her akşam ayrı güzelle sen de geçir her gününü
Boşvermişim boşvermişim dünyaya ben boşvermiş
Vallahi aldırmıyorum elalem ne söylermiş

bugün tıpkı bu şarkı gibi hissiyatım. 2 gün önce canımın içi ‘abiiim!’ çok ciddi bir kaza atlattı, çok şükür ki hiç bir şeyi yok.. içim bir huzurlu ki şimdi.. meğer benim ne güçlü bir abim varmış. zaten biliyordum da, bu çirkin şey yüzünden yeniden hatırladım. Allah beterinden korusun. burnumun direği sızlıyor fark ettikçe atlattığımız süreci..

ee farkındalık seviyem arttı haliyle :) gerçi neyin önemi kalıyor ki, sevdiklerimiz yanımızda, sağlıklı ve mutlu olmayınca ? aahh şimdiki aklım o zaman ki çocukluğum olsaydıııııı abimin tepesinden yine inmezdim :D  keşkem yok ki hiç..

geçen doğum gününde ona bir mesaj atmıştım “abicim seni ben çiçeklerden yemişten, sarı saçlı bebekten, canımdan çok severim.. gitme hep yanımda kal, beni sırtına al, pembe gülden daha al yanacıklarından öperimmmm :) iyi ki doğdun abicim iyi ki de varsın ! ben bi 100 yıl filan daha yakanda paçanda olurum sen hiç merak etme! bütün mantarlarımı yemiş olsan da, tüm kolalarıma tükürüp sonra kendin içmiş olsan da, bana kaşkinat fobisi kazandırmış olsan da seni çok seviyorum kardeşim benim ! yirim.” diye :) okudukça karnıma ağrılar giriyor yahuu..

ne güzel bir şeydir ‘bu’ ! abimm yani, iyi ki var.. öyle güçlü ve öyle arkamda ki, ben de başının belasıyım tabisi.. :)

buyrunnnn, geçmiş olsun şarkısı :) http://www.youtube.com/watch?v=I1S5jMvq3NE

 

kendimden not: zamanla enerjini hakeden insanlara harcamayı öğreniyorsun ya, hani üzüleceğini biliyorsun ama yine de kendi zırhını giyiyorsun. artık senin zırhın neyden yapılmışsa.. pamuktan mı, ipekten mi, kalın bir tahtadan mı, mermerden mi ? artık neyse.. ama giyiyorsun işte. sonra bir bakıyorsun ki annen, baban, kardeşin, seçtiysen eşin bir de tüylü&patili&bıyıklı minnakların.. bu zırha takılmıyorlar asla.. bu çok güzel bir duygu. zamanla aslında onlardan hiç yorulmadığını fark edip, onlarla geçireceğin vaktinden, onlara harcayacağın enerjinden çalanları kibarca kapıya kadar geçiriyorsun ya.. büyük hafifleme.

 

te veo :)

 

Eksilmesek ?

Cuma, Şubat 24, 2012

‘Hayırlı olsun’, ‘Mutluluklar’, ‘Geçmiş olsun’, ‘Başın sağ olsun’, ‘Allah sabır versin’, ‘Allah mesut etsin’ ve daha pek çoğu var.. cimrilik etmeyelim, söyleyelim.. esas söylemeyince eksiliyoruz farkında değiliz.. birbirimizin kötü gününde yanında olmak önemli, tamam. ama bir de iyi günler var.. bir insanın mutluluğuna ne kadar sevinebiliyoruz ? ne kadar içten kutlayabiliyoruz ? O’nun için gerçekten mutlu olabiliyoruz ?

cenazede, hastanede, geçmiş olsun ziyaretinde, baş sağlığına gidildiğinde üzülmesen de üzgün durmak nispeten daha kolay, yüz kaslarını çalıştırmasak da oluyor değil mi ? istersek hiç üzülmeyelim, gülümsemesek yeter.. ama ya mutlu günlerde? olmuyor değil mi, zorla gülümsenmiyor.. zorla ‘hayırlı olsun’ denmiyor, zorla ‘çok sevindim’ denmiyor, zorla ‘istedin, sonunda başardın’ denmiyor.. zaten hal böyle olunca çoğu zaman mutlu günlere bir türlü katılınamıyor, gelinemiyor.. ya hasta, ya yorgun, ya mesaide, ya hamile ya da habersiz olunuyor..

bir tanıdığımız (en yakınımızdan, en uzağımıza) istediği okulu kazandığında, hayalini kurduğu işe girdiğinde, sevdiği insanla evlendiğinde, ev aldığında, araba aldığında.. çok bir şeye değil, istediği kazağa, çantaya, koltuğa, avizeye, kaleme, kağıda, ayakkabıya, gelinliğe vs sahip olduğunda.. onları bizim elimizden çalmış gibi hissediyor ve öyleymiş gibi mi davranıyoruz? kendi isteğimiz ya da idealimiz olsun olmasın sırf biri sahip oldu, mutlu oldu, farklı oldu, eğlendi, keyif aldı diye..’o benim olmalıydı!’, ‘‘asıl ben mutlu olmalıydım!’, ‘neden bende yok?’ diye düşünüyor muyuz ? hımm.. oradasınız biliyorum, ‘evet’ diyemeyen, çoğu zaman bunun farkında bile olmayanlar oradasınızzzzzzz, biliyorum.. :)

peki ya.. kendi bebek sahibi olamadığı halde kuzeninin hamileliğini çığlıklar atarak kutlayanlar?; kardeşi evlenirken kendi düğününde yapamadığı her şeyi yapmaya çalışanlar?; sırf sevgilisi hayal etti diye fötr şapkayı kafasına takıp, şemsiyesini eline alıp, tahta bir bavulla güneşten gözlerini açamaz halde fotoğraf çektirirken elinde kelebekli kocaman balon tutanlar?; arkadaşının 10 yıllık hayalini gerçekleştirdiği haberini alınca mutluluktan göbek atanlar?; evlenirken kumaş alacak paraları yetişmediği için eski perdeden koltuk kaplatanlar ve sonucunda fıstık gibi bir koltuğa sahip olanlar?; can arkadaşını sadece 1 saatçik görebilmek için yüzünde kocaman bir sırıtışla kilometrelerce yol gidenler?; “hangimiz daha fotojeniğiz?” diyerek yüz yüze bakışanlar?; kendi evine 10 liralık gaz alırken çocuğunun evine 100 liralık gaz alan babalar?; kendine pişirmediği yemeği damadına pişiren anneler?; eşek kadar olmuş kardeşini çok istediği işe yerleştiği gün omuzunda taşıyan abiler? ve asla sayılamayacak kadar çokları.. kalbiniz kocaman, içi dopdolu ve en mutsuz anınızda bile içiniz çok rahat..

yani biz, böyle kalbimiz kocaman, içimiz dopdolu ve en mutsuz anımızda bile içimiz çok rahat ve çok kalabalığız.. :) Devamını oku »

bir varmış, bir yokmuş..

Cumartesi, Şubat 11, 2012

         Canım yanıyor ama eminim ki zamanla alışacağım daha önce de alıştığım gibi.. En büyük duamız ‘Allah unutturacak acı vermesin’ olmuyor mu zaten..?
         Büyük babam öyle dürüst, öyle vicdanlı, öyle güzeldi ki.. Adı gibi ‘Ali’, onurlu.. Tanıdığı herkesin hayatına bir şekilde dokunmuş, yakışıklı.. Nurlar içinde yatsın, Mekanı cennet olsun.. Bir gün oğlum olursa O’nun gibi olsun, adı da Ali olsun..

İşimiz bu; yaşamak.

Çarşamba, Ocak 11, 2012

Hayatımda çok önemli bir yeri olan, dünya tatlısı bir adamı kaybediyorum.. Hem gidiyor olması hem de yaşadığı acı benim içime batıyor..

Gidiyor olduğunu bilmesine rağmen gitmiyor gibi davranan; bana hayatımın en büyük miraslarından birini bırakan; sevgisini, insanlığını kelimenin tam anlamıyla ‘kanının son damlasına kadar’ koruyan; halen beni okuldan almaya geldiği gün kadar yakışıklı olan; çakır gözlü bir adam.. büyükbabam..

‘yeni’ bir yıl, ‘yeni’ bir gün ! :)

Pazar, Ocak 1, 2012

“içimiz kıpır kıpır olsun, yüzümüz gülmekten kırış kırış olsun, dilediğimiz her şey hayırlısıysa olsun, bir sürü ayakkabımız, kahvemiz, mumumuz, bereketimiz olsun :), turp gibi olalım, sevdiklerimizin içine neşeyle dolalımmmmmm!:)”

temennisinde bulunmuştum bir önceki yeni yıl yazımda.. şimdi de  ’amin’ diye ekliyorum o zaman :)

yılın ilk günü Ankara, benim anakaram, günün anlamına yakışır bir şekilde yoğun kar yağışında.. tabi ki eve hapis olduk ve bu nedenle ben canımın içi ekşimi görmeye gidemedim :( onu çok özledim..

hal böyle olunca bu eve hapsoluş ve yoğun kar yağışının eşlik ettiği {güzel bir yıl olacağına ilişkin inancımın tam olduğu} yılın ilk gününün özeti benim için; annemin yaptığı kozalak tatlısı, bir çırpıda hazırlanmış bir fincan mistik çay ve yeni bir kitap oldu..

:)

bir de horul horul uyuyan kedilerim var tabi :)

sevdiklerimizle nice nice sağlıklı, mutlu yıllara..