Zamanını planlayabilenler elime mum diksin :)

Perşembe, Haziran 16, 2016
how-to-plan-your-day-300x204
Herkes işini (hem mesleki hem günlük olanları) severek yapmıyor biliyorum. Cennet bahçeleri de vaad etmeyeceğim söz! Ben görece biraz (!) şanslı biri olarak, işini çok seven ama arada bir çalıştığı yerden şikayetlenenlerden biriyim. Mesleğimi çok seviyorum, kendimi geliştirmeye de çabalıyorum ama bazen ‘dur’ geliyor bana vites yükseltemiyorum. O zaman dönüp ortamıma bakıyorum fifti-fifti 🙂 Ee ucunda ekmek parası olunca da, esas olan kendine dönmek oluyor haliyle.
Ev rutinleri, “kendime de biraz zaman ayırsam” istekleri, “eee artık azıcık dinlenebilsem” rüyaları da cabası…
Hayatın akışı içerisinde pek çok olumsuz şey geliyor yanı başımıza oturuveriyor, insanız bu şeylere bütün hayatımızı kaplatıveriyoruz bir güzel. Oysa bazen o sevmediğimiz işimiz/ortamımız bizi sevdiğimiz insana, idealimize, sevdiğimiz yemeklere, dostlarımıza götürüveriyor, bunu atlıyoruz.

Devamını oku »

Tetikteyim tetikte tetikte!| turuncu’nun içi :)

Çarşamba, Ocak 14, 2015

Ne kadar da kolay vazgeçiveriyoruz değerlerimizden. Ne kadar da kolay ahkâm kesiyoruz diğerlerinin psikolojik durumları, yaşam şekilleri, tercihleri, siyasi görüşleri, yönelimleri, giyim tarzları ve pek çoğu hakkında.

‘Bence’ bugün sadece kendimiz olalım, sadece kendi halimizde kalalım, öyle atıp tutmayalım. Hadsizce tanı koymayalım. Kendine güvenmeyi dikte etmekle, şükretmeyi kibirle, yaşamayı mutsuz kalmakla karıştırıyorsak uyanalım. Ben tetikteyim , zira bu havalardan pek sıkıldım.

Bu Köşe Okuma Köşesi | ‘Ayşe Kulin: Bir Varmış Bir Yokmuş’

Çarşamba, Kasım 6, 2013

Çocukluğu boyunca kitap okumaktan gözleri ileri derecede bozulmuş bir kız çocuğu olan turuncu, kitap okurken uyuyakalmaktan mütevellit kırdığı 5897 gözlükten sonra, hayatına kontakt lenslerin girmesiyle  gece vakti uyanıp ‘yaşasın artık net görebiliyorum’ diye sevinmeye başlamıştır 🙂

Açıkçası kitap okumayı çok seven biri olarak, kitap okuyanı da çok severim ben. Alman usulü yaşayan fanilerle arkadaş olamayacağım ne kadar kesinse, kitap okumayı bir külfet olarak gören her faniden de uzak kalacağım bir o kadar kesindir 🙂

Son olarak, eşimin gece vakti gözlerini açıp “hayatım?! sen o kitabı ters mi tutuyosun?” sözlerine kıkır kıkır gülmeme sebep olan Ayşe KULİN’in  ‘Bir Varmış Bir Yokmuş’ kitabını okudum. 

photo

Kitabın bir yüzünde gerçek yaşamdan alınmış öyküler, diğer yüzünde ise kurgulanmış öyküler var. Kitabı tabir-i caizse evire çevire okuyorsunuz. Zaten kitabın ön sözünde de tam olarak bu noktaya değiniliyor;

“…hayal ile hakikat, kurgu ile gerçek kimileyin öylesine iç içe geçiyor ki… Bu iç içe geçişi en iyi dile getirecek biçim bu kitabı önlü arkalı, evire çevire okunacak bir kitap olarak tasarlamaktı.”

bence okunası, Ayşe KULİN’in ellerine sağlık!

turuncu.

 

bebek mavi…

Cumartesi, Ağustos 31, 2013

Merhabalar,

turuncu işinde gücünde değil, izinde.  Ufak bir rahatsızlıktan mütevellit, evinin kadını kedilerinin psikoloğu olarak geçiriyor tatil günlerini.

Yarım kalan örgüleri bitirme, kitaplara ve dergilere gömülme, dizi izleme gibi karantinanın artılarıyla ve ikincil kazançlarıyla yaşamakta, ooh gel keyfim gel 🙂

Bu günlerde pastel yine muhteşem bir rengiyle fethetti kalbimi, bebek mavi. Bebek mavisini çok severim, turuncunun  kardeşidir malum. Hımm bir de kocacımın gözleri bebekten de bebektir ayıptır söylemesi ♥

baby blue

 

 

Devamını oku »

Oi! Michael Aram’ın tasarımlarını gördünüz mü?!

Pazartesi, Temmuz 15, 2013
Yeteneklerini keşfetmiş insanlara gerçekten hayranım, kendini tanıyan ve ‘yapabilirim’leri bol olan..
O nedenle bazı tasarımcıları tabiri caizse ağzım açık izliyorum! Onlardan biri de Michael Aram.. Metale öyle bir şekil veriyor, öyle bir süslüyor ki; sanırsınız hepsini sadece üfleyerek yapıyor.
En beğendiğim koleksiyonu ‘Black Orchid Koleksiyonu’ benim..  Koleksiyonun oluşumunu anlatan video için: Black Orchid Koleksiyonu 🙂
pekiiii, ya şu harikalara bakar mısınızzzz?
      
aşk yaşıyorum, aşk! ♥
te veo turuncu’dan 🙂

Ben bazen kırmızı oje sürmeyi özlerim!

Pazartesi, Temmuz 8, 2013

Ben bazen kırmızı oje sürmeyi özlerim.

Benim için kırmızı oje kahkülüm, öğrenciliğim, kırmızı rujum, latilokum teyzem ve kahverengi saçlarımdır.. Kırmızı denince öyle tek bir ton değil tabisi! Flormar 321’i var, essie 43 (geranium)’u var, pastel 28’i var, golden rose 11 (rich color) ve 59’u var.. Var da, var 🙂

Bir de anneciğimin Almanya’dan gelen, yeşil renkte olup da sürünce pembe olan rujlar gibi, kırmızı oje de bana çocukluğumu, kirpik maşasının ne işe yaradığını göz kapağımı kıstırdıktan sonra öğrendiğim zamanları hatırlatır. Nostaljiktir, bir klasiktir benim için..

pekiii sizin turuncunuz belli de, kırmızınız hangisi? :p
güpgüzel bir hafta olsun! 😉

Bu Köşe Okuma Köşesi | “Ece Temelkuran: Düğümlere Üfleyen Kadınlar”

Çarşamba, Mayıs 8, 2013

Bir kadının kalbini fena kırmış bir adam…

O adamı öldürmek için çölü geçmeyi göze almış dört kadın… Düğümlere Üfleyen Kadınlar bu yolculuğun romanı. Ne kadar sevilse de tamir olmayan o yaralı coğrafyada, Ortadoğu’da geçiyor. Saraylar devrilip, meydanlar dolarken sorular kalıyor geriye. Her yola en az bir soruyla çıkılır çünkü: Bir kadın ya da bir ülke nasıl sevilir sahiden?

“Amira, bize kadınları nasıl seveceğimizi anlatan bir kitap lazım. Yoksa hep böyle şapşal ve kavruk kalacağız. Bize kadınların nefesini genişletecek, o nefesin rüzgârına yelken açmamızı öğretecek bir kitap lazım. Yoksa biz ne kadar sevilsek tamir olmayız.

 

Çocukluğunda bir kitap tırtılı olan ve zaman içerisinde kendisine 6.5 miyopinin eşlik ettiği bir insan olarak kitap okumak benim için bir alışkanlık. Çeşitli alanlarda kitaplar okumayı seviyorum ama itiraf etmem gerek: bir psikolog olarak kişisel gelişim kitaplarını ‘pek’ sevmiyorum.

Kitaplar konusunda da seçici olabiliyorum zaman zaman.. Mesela kokusu, mesela yazı stili, meselaaa.. çok eski kitaplar ve yepisyeni kitaplar beni acayip heyecanlandırabiliyor. Sanki durdukça hikayeler değişecek ya da sanki ilk okuyan ben olacağım. Bu geniiiş aralıkta gidip gelmekteyim. İşte böyle.

Düğümlere Üfleyen Kadınlar; kadınlara ilişkin kendinize sorup durduğunuz pek çok sorunun cevabını, yine kendi kendinize bulmanıza ışık tutacak bir kitap! Şapşal ve kavruk kalmamayacağımızı vaad ediyor bize, Ece Temelkuran. Ellerine sağlık.

te veo.

English Home çıkartması vol. bilmem kaç :)

Çarşamba, Mayıs 8, 2013

Yakında ‘English Home çıkartmalarım ve ben’ konulu mütevazi bir kitap yazabilirim sanırım 🙂 Evlenmek aklımda yokken annecimle şöyle bir uğrar bir sürü ıvır zıvır alırdık ama evlendikten sonra daha bir uğrar oldum. Dürüst olacağım, hiç birinde son 1 aydaki kadar kaybetmemiştim kendimi..

Dikiş konusunda amatör fekat birazcık da yetenekli turuncuysa, terzi mankenlerini pek sever. Ferforjeye olan aşkım da malum! Hal böyle olunca kocamı ferforje kursuna yazılma fikrine iten bu güzelliğe yapışıp kalmamam mümkün değildi!
Taşınma telaşı, yeni ev halleri derken de değiştirmeyi planladığım şeyler arasında tuvalet kağıdı asacağı da vardı. Bu ciciyi de görünce vesile olmuş oldu! Hem beyazı hem kremi var, ben banyo aksesuarlarına uygun olsun diye kırık beyazını aldım.
Nicedir gardrop kokusu alalım diyip diyip, kokusunda karar kılamıyorduk. Ya çok ağır oluyordu bulduklarımız, ya çok hafif. Bence çok ideal bu misler. Oda kokusu olarak da kullanılabiliyor kendileri, gayet kalıcı. Size tavsiyem 70 yıllık bir gardrop aldıysanız, aman ha koku kısmını ihmal etmeyin! :’) Atlıkarınca kocime, kalpler bana. Devamını oku »

Kasada öğrenilen sürpriz indirim hissi için: www.indirimlr.com!

Çarşamba, Mart 20, 2013

Her Türk kadını gibi ben de alışveriş yapmaya bayılıyorum. Alacağım şeyin gömlek, ayakkabı, kitap, ütü masası vs. ne olduğu fark etmeden, hem tarzıma hem de kesemize uygun olması önceliğim. Hele hele ürünler indirimdeyse, ooh değmeyin keyfime. Geçenlerde bir site keşfettim. indirimlr.com ! Size bu keşfime ilişkin hislerimi özetlemem gerekirse;

İş çıkışı yorgun ve argınım.. Öyle yoğun çalışıyorum ki, saatlerce kazandığım parayı 1 dakikada bitirebilecek potansiyeldeyim! Mangoya adeta ‘dalmışım’ ve girdiğim gibi bilekten bağlamalı o sarı ayakkabıya vurulmuşum! Ehh ücreti de fena değil ama.. keşke biraz daha ucuz olsaydı! Ne güzel olurdu, gördüğüm çantayı da alırdım, içimdeki şeytanı dinleyebilirdim.? Hem laf aramızda, eşime çantayı aldırmak için bin bir türlü şirinlik yapmama da gerek kalmazdı o zaman 🙂 Eee ne yapayım yüreğim buruk kasaya ulaşmışım, bir de ne duyayım?! Şu ölümlü dünyada pek az şanslı faninin başına gelebilecek bir şey! Gözüme dünyanın en sevimli insanı olarak görünen kasiyer arkadaşımız ayakkabının yarı fiyatını istemiş benden! O tarifsiz mutluluk, o hızla çantaya dönüş ve bu günler için bembayaz kalsınlar diye uğraştığın dişlerimin hepsi ortada 🙂

Hah işte! Bu site de tam olarak bunu hissediyorsunuz.! Kasada karşılaştığın sürpriz indirim hissinin yanı sıra, bakın kendi deyişleriyle neler vaat ediyorlar bize:

 “indirimlr.com‘da, bütün markaların yeni sezon ürünleri, koleksiyonları ve online alışveriş olanakları hakkında bilgi sahibi olabilir; en avantajlı alışveriş fırsatlarını ve kampanyalarını yakalayabilirsiniz. Bütün giyim, ayakkabı, aksesuar, moda, ev dekorasyonu, elektronik-eğlence, bilgisayar, ev-bahçe, spor ürünleri ve sağlık-güzellik markalarını bir arada bulabilir, dilediğiniz ürünü birçok online indirim kampanyası ile en ucuza satın alabilirsiniz.”

Doğruya doğru o kadar çok online alışveriş sitesi var ki, ben sadece bir kaçını takip edebilecek kadar vakit bulabiliyorum. ‘indirimlr.com‘ hepsini benim için takip ediyor sanki! Kendimi yeni ev için eskitme bir boy aynası ararken Altıncı Caddede bu cici aynanın karşısında bulabiliyorken, bir anda Toyzz Shop’tan yeğenime Dora’nın sesli kitabını alabiliyorum. Sadece alışveriş yapmak için de değil.. “Mudo’da çok güzel ekose gömlekler var bir bakayım” diyerek tıkladığınız sitede, nicedir kendi kendinize konuştuğunuz “Hem dizel hem otomatik arabam olsun, bir de çok ucuz olsun” dileğinizin gerçek olabileceğini de öğrenebiliyorsunuz.

Ben bir göz atın derim, pişman olmayacaksınız 😉

Benim Mudo online indirim kuponum var, ya sizin?

turuncu’dan sevgiler 🙂

 

kadınca yaşamak için..

Cuma, Mart 8, 2013

8 Mart 1857 tarihinde New York’ta 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda çoğu kadın 129 işçi can verdi. İşçilerin cenaze törenine 10.000’i aşkın kişi katıldı. Öncelikle  “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” olarak belirlendi, ancak Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 1977 yılında 8 Mart’ın “Dünya Kadınlar Günü” olarak anılmasını kabul etti. Peki Birleşmiş Milletler’in sitesinde günün tarihine ilişkin bölümde kutlamanın New York’ta ölen işçilerin anısına yapıldığı yazılmış mıdır? Hayır..!

Bugün ofiste her yıl olduğu gibi yine bir kırmızı karanfil hediye edildi bizlere.. Çok ince bir davranış, kabul ediyorum! Ancak..

Bugün sabah serviste son 2 ayda kayıt altına alınan (!) 24 kadın cinayetinin işlendiği bilgisini aldım bir arkadaştan.. 4 yıldır bilfiil psikolog olarak çalışıyorum.. İlk 1.5 yılda direkt olarak ailelerle çalıştım, nice öyküler dinledim.. Hak ettiğinden çok çok azıyla yetinen ama bunu çok sayan kadınlardan, ‘zengin bir erkekle evlenip hayatımı kurtarmalıyım’ cümlesiyle yaşayan kadınlardan ya da cümlelerine ‘annemin aksine’ şeklinde başlayan ve tek idealinin kendi ayakları üzerinde durmak olduğunu vurgulayan kadınlardan.. bir çok hikayeler dinledim. Hepsine saygı duydum, duyuyorum! Bizlere atfedilen, yaşamamız uygun görülen hayatlardan kendimize uygun olan rolü seçmek, durumdan kendi payımıza düşeni almak ve yapabileceğimizin en iyisi olmaya çalışmak zorunda kalıyoruz. Çünkü, başka çaremiz yok, savunma mekanizmalarımızı devrede tutmak yegane görevimiz. Birgün bir otobüs yolculuğunda yanıma bir teyze oturmuştu ve bana kızı olduğu gün ne kadar üzüldüğünü ve uzun süre ağladığını anlatmıştı. Eşi ya da kendisinin, erkek çocuğu olmasını istediği için değil kızının kendi yaşadıklarını yaşayacağından korktuğu için.

Sadece kendimiz, annemiz, kız kardeşimiz için değil dünyaya getireceğimiz çocuklarımız için, yeni bir kadın olarak bir yerlerden başlamaktan ziyade kaldığımız yerden devam etmenin bizi daha iyiye götüreceğine inanıyorum.!

Ama önce kadınların hemcinslerinin yollarından çekilmeleri gerek bence! Herkesin kendi hayatıyla meşgul olması, kendine saygı duyması, ‘taklit’ etmeden ‘örnek’ alarak yaşaması, sadece kendi hayallerini yaşatması gerek.! Bir Nil yazısından alıntı yapacağım burada, çünkü düşüncelerimi benden daha iyi anlatacak O, biliyorum;

 “..İlla, kocaman, mora kaçan, derisi pürüzsüz bir kiraz olmak zorunda değiliz. Belki, yanından bir küçük kirazcık çıkmış kadar tuhaf, belki derisi ezik, belki de yarısı yokuz. Olsun, biz böyle güzeliz. Daha da güzeli: biz böyleyiz. Tıpkı, o eski şarkıda olduğu gibi…” 

Ancak o zaman ‘kendimiz’ oluruz, ancak o zaman ‘öz’ oluruz.. ancak o zaman ‘pure’ oluruz, pür neşe oluruz..!

Önce kendimizi, kendi kadınlarımızı sevmeliyiz ki önümüze konulan engelleri bir bir aşalım.

ve bu 8 Mart için dileğim: her erkek kadınına Nazım’ın gözüyle baksın!

 Tanık olduğumuz bütün olumsuz yaşam deneyimlerine rağmen günümüz kutlu olsun!

Bitirmeden bir göz atsak mı acaba ? –> Rakamlarla 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 

turuncu’dan öpücükler 😉